Kitap Günlüğüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Günlüğüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2019 Perşembe

Mark Manson / Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı




 Mark Mansonünlü bir bloggermış. Kitap, listelerde üst sıralara yerleşmiş. İyi mi kötü mü olduğuna kendim karar vermek istediğimden okuyup (uzun zaman elimde  sürense de )bitirdim.

23 Ekim 2018 Salı

Kazuo Ishiguro / Beni Asla Bırakma




“Neden kaçmıyorsunuz? Nedir bu kabullenmişlik ve var olanı değiştirmeye çabalamaktan kaçmak ve olduğu gibi kabullenmek, haydi kaçın, en azından deneyin…”

6 Eylül 2018 Perşembe

Asa Lind / Kumkurdu

'Hepimiz evrenin bir parçasıyız.'

...
Şimdi anlıyorum, dedi. Mor leke tehlikeli bir şey yaptıktan sonra alınan bir çeşit madalya, öyle değil mi? 
...
Gerçekte hiçbir şey son bulmaz,dedi  Kumkurdu.
Hiç de bile! dedi Zackarina. Elbette bulur.
Şekerlemeyi yuttu, ağzını kocaman açarak Kumkurdu’na gösterdi. ‘Boş!
 Şeker... Her zaman biter,dedi Zackarina.
Ama yok olmaz,dedi Kumkurdu. Yalnızca midene iner ve orada başka bir şey olur.

1 Ağustos 2018 Çarşamba

Susan Ee / Meleğin Düşüşü

                                             
                                                    *Orijinal kapak tasarımı
  
Meleklerinin yeryüzüne inip hüküm sürmelerini konu alan bir distopya. Melek Gabriel'in insanlar tarafından  öldürülmesiyle ,meleklerin saldırıları  sonucu dünya da kıyamet kopuyor.  Her yer yakılıp yıkılmış yiyeceğin  çok az olduğu , yolsuzluğun,kötülüğün  her yere yayılmış olduğu  bir dünya tasvir ediliyor. Böyle bir dünyada 17 yaşındaki Penryn annesi ve ve kız kardeşiyle hayatta kalmaya çalışıyor. Günün birinde esas kızımız Penryn,kız kardeşi Paige ve annesi ile sokakta meleklerin çatışmasına şahit oluyorlar. Çatışmada içlerinden birisinin kanatları kesiliyor.Bu sırada, tekerlekli sandalye kullanan kız kardeşi de ortadan kayboluyor.Kardeşi için çok endişelenen Penryn ,onu bulmak için her şeyi göze alıyor.Öyle ki kanatlarını kestikleri, bayılmış haldeki melek Raffe’yi rehin alıyor.Raffe de kendisine yapılanların intikamını almak istiyor. O, kanatlarını ve gücünü yeniden kazanmayı amaçlarken, Penryn de kız kardeşini bulmayı hedefliyor. Birlikte kuş yuvası adı verilen meleklerin yaşadığı yere doğru yola çıkıyorlar.Bu yolda ilerlemek için iş birliği yapmaya karar veriyorlar ve ilişkileri zamanla daha da derinleşiyor.

31 Temmuz 2018 Salı

Jessıca Shırvıngton Parazit / Panzehir


PARAZİT


 Mercer adındaki bir  şirket tarafından üretilen M-Bant bileklikleriyle, insanların sosyal ilişkilerinin, aşk hayatlarının, hatta sağlıklarıyla ilgili her konunun kontrol altına alındığı bir distopya anlatılıyor.
Bu M-bantlar sizin insanlarla olan uyumunuzu derecelendiriyor ve sizi eşleştiriyor.Kullanımıyla ilgili çeşitli kuralları olan bu M-bant’ı 18 yaşına gelen herkes takmak zorunda. Her ay en az 4 kişiyle değerlendirme yapıp kaydetmek zorundalar. Eğer bir ay içinde  3’den  fazla kişiyle negatif değerlendirme  alırlarsa bu onun Neg olduğunu gösteriyor.Bu kişileri rehabilitasyon merkezi adını verdikleri bir yere gönderiyorlar.Ancak bu rehabilitasyondan geri dönebilen  kimse olmuyor.Ne durumda olduklarını da bilemiyorlar.

13 Haziran 2018 Çarşamba

Ray Bradbury / Mars Yıllıkları


Kitap ismiyle de bağlantılı olarak; 1999 -2026 yılları arasında yaşananları anlatan  bir yıllık şeklinde oluşturulmuş.İnsanların Mars'a gidip yerleşmesini  ve oradaki Marslılar ile etkileşimini konu alıyor.Toplamda birbiriyle bağlantılı   28 öyküden oluşuyor.Bir kaç yıl ara verilerek yazılmış olduğu için bazı yerlerde kopukluklar yok değil ama yine her  hikayenin  güzel bir mesajı var. İnsanların bencilliklerine, güzel olanı hırsları yüzünden nasıl mahvettiklerine dikkat çekiyor.
Yani kitap, bize yine bizi anlatıyor.İçimizde ki  bitmez tükenmez aç gözlülükle gittiğimiz her yeri yıkabileceğimizi,nasıl mahvedebileceğimizi anlatıyor.
 Marslıların,Dünyalıları uzaylı olarak görmesi de güzel bir ironi olmuş. Bradbury, bu öyküleri 1949’lu yıllarda, henüz insanoğlu  aya adım bile atamamışken kurgulamış.Bu durum da bana, bu nasıl bir zeka, nasıl bir öngörü diye düşündürüyor.Sanırım artık  Ray Bradbury hayranı oldum ,diyebilirim.       

2 Haziran 2018 Cumartesi

Marıe Lu / Warcross-Bir Sanal Gerçeklik Oyunu


 
  Hideo Tanaka NöroLink isimli bir sanal gerçeklik gözlüğü icat etmiştir.İnsanlar  bu gözlüğü taktıkları anda Warcross adındaki sanal bir dünyanın bir parçası oluyorlar.İstedikleri karakterle bürünüp özgürce dolaşabiliyorlar.
Emika Chen ise,çok yetenekli bir hackerdir.Parasal sıkıntılar ile boğuşurken ödül avcılığı yapmaktadır.Devletin karşılığında para ödülü verdiği bu iş; yasadışı olarak bahis oynayan Warcross oyuncularını yakalamaktır.  
  Oyunda Warcross Şampiyonası denilen bir tür turnuva vardır.Warcross oyuncuları takımlar halinde birbirlerine karşı yarışırlar.Amaç karşı takımın cevherini ele geçirmektir.Şampiyonanın açılış oyununda beklenmedik bir olay olur.Emika, değerli bir güçlendiriciyi çalıp satmak için illegal yolllarla oyunu hackler ve oyuna sızar.İşler yolunda gitmez ve kimliği açığa çıkar. Bir anda tüm dünyanın konuştuğu isim olur.Bu olay sonrası oyun kurucusu Hideo ,Emika’ya ulaşıp ona reddemeyeceği bir teklif sunar.Emika’ya oyundaki güvenlik sorununu çözmek için  şampiyonaya ajanı olarak katılmasını teklif eder.Emika bir çaylak olarak şampiyonaya katılır.Kendisini usta oyuncularla birlikte Warcross mücadelesinde bulur. Ancak  artık mesele para veya oyunu kazanmaktan çok daha fazlasıdır.Bir taraftan Warcross’u yok etmek isteyenlere karşı Hideo’ya ajanlık yaparken,bir taraftan da Hideo ile ilgili gerçeklerle yüzleşir.
  Kitabı okumayan kalmamıştır herhalde. Nedenini  bilmiyorum ama çok fazla popülerken bir kitabı okumaya elim gitmiyor.Mesela iyi olduğunu düşündüğüm yazarların kıyıda köşede kalmış kitaplarını,okumayı daha çok seviyorum.Öylesi,sanki herkes fark etmemiş de tek ben fark etmişim,bir hazine bulmuşum gibi hissettiriyor.Her neyse o yüzden,yeni okudum bu kitabı.

  Sürükleyici ,müthiş bir kurgu olmuş.Böylesi bir evreni kurgulamak zeka işi bence. Gerçek dünyada oluşturduğu kurgu yanında sanal dünyada ki kurguda çok iyi,hiçbir tutarsızlık hissettirmiyor. Zaten Marie Lu yazar olmadan önce video oyunları geliştiriyormuş.Yani bu konularda teknik bilgisi de var.

  Günümüz teknolojisinde, VR  gözlükleriyle oynanan oyunlar zaten mevcut.Belki beni heyecanlandıran kurgunun gerçekleşmeyecek bir durum olmaması 
olabilir.Gelecekte kendimizi böyle bir kurguda bulmamız o kadar 
da ütopik değil bence.

 Kitabın beni etkileyen bir diğer yanı da kötü karakterlerin içindeki İyilik oldu. Aslında o kadar da kötü değillermiş ya her şeyin bir sebebi varmış diye düşündürmesi. Hideo’nun gerçekleriyle güzel bir ters köşe yapmış.Sonunda kötü olarak düşündürdüğü karaktere bile sempati  duymamıza olanak sağlıyor.Seri kitap olduğu için baş karakteri müthiş bir ikilemde bıraktığı yerde kitabı noktalamış.Bizi de merak duygumuzla  baş başa bırakmış.İkinci kitabı sabırsızlıkla bekliyorum.2018 ‘in ikinci yarısında yayınlanacak deniliyor. Kitabı geç okumam bu yönden bir avantaj oldu.Bekleme sürem daha az olacak. J
 Marie Lu’nun okuduğum ilk kitabı oldu.Warcross ile iyi bir yazarla da tanışmış oldum.

                                                ALINTILAR

Avım için uzun süre beklemem gerektiği zamanlar içinse kitap taşıyordum. Şarjımı bitirmeyen bir eğlence daima çantada taşınmaya değerdi.’ 

‘Ölümün, şimdiki zamanla geleceğiniz arasında dikkatlice çizdiğiniz bütün çizgileri kesip atma gibi bir huyu vardı.’ 

‘Birileri bilim gerçeği yapana dek her şey bir bilim kurgu efsanesidir.’

‘Herkes dünya barışını sözde destekler gibi görünür," dedi Hideo. "Kendilerini iyi göstermek için anlamsız sorulara hoş bir cevap olarak kullanırlar bunu.’ 

29 Mayıs 2018 Salı

Paulo Coelho / Veronika Ölmek İstiyor




  Simyacı kitabı ile bilinen Paulo Coelho’dan  hayata dair anlamlı bir kitap.
 Veronika,hayatın sıradanlığından bıkmış mutsuz bir kadındır ve ölmeye karar vermiştir.Bir gün, uyku hapları içerek  intihar eder.İçtiği ilaçlar yüzünden kalp krizi geçirir.Uyandığında kendisini bir akıl hastanesinde bulur.Doktor kalbinin geri döndürülemez hasarlar aldığını, ancak bir hafta dayanabileceğini söyler.
 Veronika, başta bu duruma mutlu olsa da hastanede geçirdiği bu bir hafta süresince yaşamayı istemeye başlar.Burada tanıdığı insanlar ona hayatın hala yaşanılabilir olduğunu fark ettirir. Şizofreni hastası Eduardo ile yolları kesişir ve birbirlerine aşık olurlar.Veronika artık ölmek istemez.
  Bu arada doktorun sakladığı bazı şeyler vardır.Bir deney üzerinde çalışmakta ve kitap yazmaktadır. Veronika gerçekten ölecek midir? Artık yaşamayı isterken onu ne gibi süprizler bekliyordur? Tüm bu soruların cevapları kitapta.

18 Mayıs 2018 Cuma

Vıctor E.Frankl / İnsanın Anlam Arayışı



Gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel değişmeydi. Yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını,asıl önemli şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyodu. Yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız ,bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün her saat sorgulanan birileri olarak düşünmemiz gerekirdi.Yanıtımızın  konuşma ve meditasyondan değil ,doğru eylemlerden ve doğru yaşam biçiminden oluşması gerekiyordu. Nihai anlamda yaşam sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğunu almak anlamına gelir.

17 Mayıs 2018 Perşembe

Mathias Malzıeu / Mekanik Kalp


                                 
                                                                       
                                                       Arka Kapak:

Jack dünyanın en soğuk gününde doğar. Ancak kalbi donmuştur. Doğumuna yardım eden yarı büyücü yarı şaman ebe, sakat kalbin yerine bir saat yerleştirerek bebeği kurtarmayı başarır. Jack artık tüm duygusallıklardan uzak durmak koşuluyla yaşayabilecektir: Yani öfkelenmemeli ve en önemlisi de âşık olmamalıdır. Ama küçük bir sokak şarkıcısının kor gibi bakışları, kahramanımızın kalbini çetin bir sınamadan geçirir. Her şeyle karşılaşmaya hazır olan Jack, onu İskoçya’nın koylarından alıp Granada’ya değin götürecek ve ona aşkın eziyetiyle birlikte büyük zevklerini de tattıracak olan, Don Kişotvari bir aşk arayışına atılır.

10 Mayıs 2018 Perşembe

FAHRENHEIT 451


                                 Fahrenheit 451, kitap kağıtlarının yanma ısısıdır.

Belirsiz bir gelecekte, özel yanmaz giysileriyle ‘itfaiyeciler’ düzenledikleri baskınlarda içinde su yerine gazyağı bulunan hotumlarla  evlerde ele geçirdikleri kitapları yakarlar.’İtfaiyeciler’in tek görevi budur.İşini seven bir itafiyeci olan Guy Montag, bir gün Clarisse adında bir kızla karşılaşınca kafasında o güne kadar hiç sorgulamadığı sorular uyanmaya başlar. Kitaplar nasıl şeylerdir, insanların birlikte yanmayı bile göze aldığı bu kitaplarda neler vardır? Montag artık işini,eşini ve tüm yaşamını başka bir gözle değerlendirmeye başlar. Kitapları düşünür ve her kitabın arkasında bir insanın varlığını hisseder,çünkü her kitabı bir insan düşünüp oluşturmuştur. Montag bundan sonra,yakmak için girdiği evlerden kitap çalmaya başlar ve gelişen olaylar sonucunda yasa dışı ,aranan bir suçlu durumuna düşer.

24 Nisan 2018 Salı

Patrıck Ness /Canavarın Çağrısı


 İnsan, en doğru dersi bazen bir canavardan da alabilir.

  Karakterimiz Canor. Annesi kanser hastasıdır.Annesi ile babası ayrılmış, babası Amerika’da yeni bir aile kurmuştur. Bir de Canor’un  hiç anlaşamadığı bir büyükannesi vardır.Bu kişilerin arasında Canor  yalnız ve içine kapanık bır çocuktur. Okuldaki herkes annesinin durumundan dolayı ona, acıyan gözlerle bakıyor. Görünmez bir öğrenci olarak okulda varlığını sürdürmeye çalışmaktadır.Bazı öğrenciler tarafından zorbalığa bile  maruz kalıyor.

  Bu yalnızlığın ortasında Canor’un hayal dünyasında  bir canavar ortaya çıkıyor. Canavarımız bir  porsuk ağacı. Bir gece rüyasında gördüğü kabus sonrası uyanan Canor, karşısında  şekil değiştirmiş devasa  bir porsuk ağacını buluyor. Bu canavar  ona, üç tane hikaye anlatacağını, sonrasında dördüncü hikaye olarak  Canor’un  kendi hikayesini ve gerçeklerini  anlatması gerektiğini söylüyor. Her gece saat tam 12.07 de canavar  Canor’u ziyaret etmeye başlıyor. Anlattığı üç hikaye de  bilinen masal klişeleri gibi başlayıp ders niteliğinde son ile biten  hikayelerdir.
 Canor ‘un korkuları ile  gerçekler arasında ördüğü duvarı aşması için  tek yol cesarettir. Fısıldayarak  konuşmanın bir faydası yok. Gerçekleri kabullenip haykırmak zorundasın.

   Kalbinizde bir sızı olarak kalan ve gözleri dolduran bir hikaye.
  
 

Çok Bulutlu'nun Günlüğü Template by Ipietoon Cute Blog Design