Kitap Tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Eylül 2019 Çarşamba
23 Ekim 2018 Salı
6 Eylül 2018 Perşembe
Asa Lind / Kumkurdu
'Hepimiz evrenin bir parçasıyız.'
...
Şimdi
anlıyorum, dedi. Mor leke tehlikeli bir şey yaptıktan sonra alınan bir çeşit madalya,
öyle değil mi?
...
Gerçekte hiçbir şey son bulmaz,dedi
Kumkurdu.
Hiç de bile! dedi Zackarina. Elbette bulur.
Şekerlemeyi yuttu, ağzını kocaman açarak Kumkurdu’na gösterdi. ‘Boş!
Hiç de bile! dedi Zackarina. Elbette bulur.
Şekerlemeyi yuttu, ağzını kocaman açarak Kumkurdu’na gösterdi. ‘Boş!
Şeker... Her zaman biter,dedi Zackarina.
Ama yok olmaz,dedi Kumkurdu. Yalnızca midene iner ve orada başka bir şey olur.
Ama yok olmaz,dedi Kumkurdu. Yalnızca midene iner ve orada başka bir şey olur.
1 Ağustos 2018 Çarşamba
Susan Ee / Meleğin Düşüşü
*Orijinal kapak tasarımı
Meleklerinin yeryüzüne
inip hüküm sürmelerini konu alan bir distopya. Melek
Gabriel'in insanlar tarafından öldürülmesiyle ,meleklerin saldırıları sonucu dünya da kıyamet kopuyor. Her yer yakılıp yıkılmış yiyeceğin çok az olduğu , yolsuzluğun,kötülüğün her yere yayılmış olduğu bir dünya tasvir ediliyor. Böyle bir dünyada
17 yaşındaki Penryn annesi ve ve kız kardeşiyle hayatta kalmaya çalışıyor. Günün
birinde esas kızımız Penryn,kız
kardeşi Paige ve annesi ile sokakta meleklerin çatışmasına şahit oluyorlar. Çatışmada
içlerinden birisinin kanatları kesiliyor.Bu sırada, tekerlekli sandalye
kullanan kız kardeşi de ortadan kayboluyor.Kardeşi için çok endişelenen Penryn
,onu bulmak için her şeyi göze alıyor.Öyle ki kanatlarını kestikleri, bayılmış
haldeki melek Raffe’yi rehin alıyor.Raffe de kendisine yapılanların intikamını
almak istiyor. O, kanatlarını ve gücünü yeniden kazanmayı amaçlarken, Penryn de
kız kardeşini bulmayı hedefliyor. Birlikte kuş yuvası adı verilen
meleklerin yaşadığı yere doğru yola çıkıyorlar.Bu yolda ilerlemek için iş birliği yapmaya karar veriyorlar
ve ilişkileri zamanla daha da derinleşiyor.
31 Temmuz 2018 Salı
Jessıca Shırvıngton Parazit / Panzehir
PARAZİT
Mercer adındaki
bir şirket tarafından üretilen M-Bant bileklikleriyle, insanların sosyal ilişkilerinin, aşk
hayatlarının, hatta sağlıklarıyla ilgili her konunun kontrol altına alındığı
bir distopya anlatılıyor.
Bu M-bantlar
sizin insanlarla olan uyumunuzu derecelendiriyor ve sizi
eşleştiriyor.Kullanımıyla ilgili çeşitli kuralları olan bu M-bant’ı 18 yaşına
gelen herkes takmak zorunda. Her ay en az 4 kişiyle değerlendirme yapıp kaydetmek zorundalar. Eğer bir
ay içinde 3’den fazla kişiyle negatif değerlendirme alırlarsa bu onun Neg olduğunu gösteriyor.Bu
kişileri rehabilitasyon merkezi adını verdikleri bir yere gönderiyorlar.Ancak
bu rehabilitasyondan geri dönebilen
kimse olmuyor.Ne durumda olduklarını da bilemiyorlar.
13 Haziran 2018 Çarşamba
Ray Bradbury / Mars Yıllıkları
Kitap ismiyle
de bağlantılı olarak; 1999 -2026 yılları arasında yaşananları anlatan bir yıllık şeklinde oluşturulmuş.İnsanların
Mars'a gidip yerleşmesini ve oradaki
Marslılar ile etkileşimini konu alıyor.Toplamda birbiriyle bağlantılı 28 öyküden oluşuyor.Bir kaç yıl ara verilerek
yazılmış olduğu için bazı yerlerde kopukluklar yok değil ama yine her hikayenin
güzel bir mesajı var. İnsanların bencilliklerine, güzel olanı hırsları
yüzünden nasıl mahvettiklerine dikkat çekiyor.
Yani kitap,
bize yine bizi anlatıyor.İçimizde ki bitmez
tükenmez aç gözlülükle gittiğimiz her yeri yıkabileceğimizi,nasıl mahvedebileceğimizi
anlatıyor.
Marslıların,Dünyalıları uzaylı olarak görmesi de
güzel bir ironi olmuş. Bradbury, bu öyküleri 1949’lu yıllarda, henüz
insanoğlu aya adım bile atamamışken kurgulamış.Bu
durum da bana, bu nasıl bir zeka, nasıl bir öngörü diye düşündürüyor.Sanırım artık Ray Bradbury hayranı oldum ,diyebilirim.
2 Haziran 2018 Cumartesi
Marıe Lu / Warcross-Bir Sanal Gerçeklik Oyunu
Hideo Tanaka NöroLink
isimli bir sanal gerçeklik gözlüğü icat etmiştir.İnsanlar bu gözlüğü taktıkları anda Warcross adındaki
sanal bir dünyanın bir parçası oluyorlar.İstedikleri karakterle bürünüp özgürce
dolaşabiliyorlar.
Emika Chen ise,çok yetenekli bir hackerdir.Parasal sıkıntılar
ile boğuşurken ödül avcılığı yapmaktadır.Devletin karşılığında para ödülü
verdiği bu iş; yasadışı olarak bahis oynayan Warcross oyuncularını yakalamaktır.
Oyunda Warcross
Şampiyonası denilen bir tür turnuva vardır.Warcross oyuncuları takımlar halinde
birbirlerine karşı yarışırlar.Amaç karşı takımın cevherini ele geçirmektir.Şampiyonanın
açılış oyununda beklenmedik bir olay olur.Emika, değerli bir güçlendiriciyi
çalıp satmak için illegal yolllarla oyunu
hackler ve oyuna sızar.İşler yolunda gitmez ve kimliği açığa çıkar. Bir anda
tüm dünyanın konuştuğu isim olur.Bu olay sonrası oyun kurucusu Hideo ,Emika’ya
ulaşıp ona reddemeyeceği bir teklif sunar.Emika’ya oyundaki güvenlik sorununu
çözmek için şampiyonaya ajanı olarak
katılmasını teklif eder.Emika bir çaylak olarak şampiyonaya katılır.Kendisini usta oyuncularla birlikte Warcross mücadelesinde bulur.
Ancak artık mesele para veya oyunu
kazanmaktan çok daha fazlasıdır.Bir taraftan Warcross’u yok etmek
isteyenlere karşı Hideo’ya ajanlık yaparken,bir taraftan da Hideo ile ilgili
gerçeklerle yüzleşir.
Kitabı okumayan kalmamıştır herhalde. Nedenini bilmiyorum ama çok fazla popülerken bir kitabı okumaya elim gitmiyor.Mesela iyi olduğunu düşündüğüm yazarların kıyıda köşede kalmış kitaplarını,okumayı daha çok seviyorum.Öylesi,sanki herkes fark etmemiş de tek ben fark etmişim,bir hazine bulmuşum gibi hissettiriyor.Her neyse o yüzden,yeni okudum bu kitabı.
Sürükleyici
,müthiş bir kurgu olmuş.Böylesi bir evreni kurgulamak zeka işi bence. Gerçek
dünyada oluşturduğu kurgu yanında sanal dünyada ki kurguda çok iyi,hiçbir
tutarsızlık hissettirmiyor. Zaten Marie Lu yazar olmadan önce video oyunları
geliştiriyormuş.Yani bu konularda teknik bilgisi de var.
Günümüz teknolojisinde, VR gözlükleriyle
oynanan oyunlar zaten mevcut.Belki beni heyecanlandıran kurgunun gerçekleşmeyecek bir durum olmaması
olabilir.Gelecekte kendimizi böyle bir
kurguda bulmamız o kadar
da ütopik değil bence.
Kitabın beni etkileyen bir diğer yanı da kötü
karakterlerin içindeki İyilik oldu. Aslında o kadar da kötü değillermiş ya her
şeyin bir sebebi varmış diye düşündürmesi. Hideo’nun gerçekleriyle güzel bir
ters köşe yapmış.Sonunda kötü olarak düşündürdüğü karaktere bile sempati duymamıza olanak sağlıyor.Seri kitap olduğu
için baş karakteri müthiş bir ikilemde bıraktığı yerde kitabı noktalamış.Bizi
de merak duygumuzla baş başa bırakmış.İkinci
kitabı sabırsızlıkla bekliyorum.2018 ‘in ikinci yarısında yayınlanacak deniliyor. Kitabı
geç okumam bu yönden bir avantaj oldu.Bekleme sürem daha az olacak. J
Marie Lu’nun okuduğum
ilk kitabı oldu.Warcross ile iyi bir yazarla da tanışmış oldum.
ALINTILAR
‘Avım için uzun süre
beklemem gerektiği zamanlar içinse kitap taşıyordum. Şarjımı bitirmeyen bir
eğlence daima çantada taşınmaya değerdi.’
‘Ölümün, şimdiki
zamanla geleceğiniz arasında dikkatlice çizdiğiniz bütün çizgileri kesip atma
gibi bir huyu vardı.’
‘Birileri bilim
gerçeği yapana dek her şey bir bilim kurgu efsanesidir.’
‘Herkes dünya barışını
sözde destekler gibi görünür," dedi Hideo. "Kendilerini iyi göstermek
için anlamsız sorulara hoş bir cevap olarak kullanırlar bunu.’
29 Mayıs 2018 Salı
Paulo Coelho / Veronika Ölmek İstiyor
Simyacı kitabı ile
bilinen Paulo Coelho’dan hayata dair anlamlı bir kitap.
Veronika,hayatın sıradanlığından
bıkmış mutsuz bir kadındır ve ölmeye karar vermiştir.Bir
gün, uyku hapları içerek intihar
eder.İçtiği ilaçlar yüzünden kalp krizi geçirir.Uyandığında kendisini bir akıl
hastanesinde bulur.Doktor kalbinin geri döndürülemez hasarlar aldığını, ancak bir
hafta dayanabileceğini söyler.
Veronika,
başta bu duruma mutlu olsa da hastanede geçirdiği bu bir hafta süresince
yaşamayı istemeye başlar.Burada tanıdığı insanlar ona hayatın hala yaşanılabilir
olduğunu fark ettirir. Şizofreni hastası Eduardo ile yolları kesişir ve
birbirlerine aşık olurlar.Veronika artık ölmek istemez.
Bu arada doktorun sakladığı bazı şeyler
vardır.Bir deney üzerinde çalışmakta ve kitap yazmaktadır. Veronika gerçekten
ölecek midir? Artık yaşamayı isterken onu ne gibi süprizler bekliyordur? Tüm bu soruların cevapları kitapta.
24 Nisan 2018 Salı
Patrıck Ness /Canavarın Çağrısı
İnsan, en
doğru dersi bazen bir canavardan da alabilir.
Karakterimiz
Canor. Annesi kanser hastasıdır.Annesi ile babası ayrılmış, babası Amerika’da
yeni bir aile kurmuştur. Bir de Canor’un hiç anlaşamadığı bir büyükannesi vardır.Bu
kişilerin arasında Canor yalnız ve içine
kapanık bır çocuktur. Okuldaki herkes annesinin durumundan dolayı ona, acıyan gözlerle
bakıyor. Görünmez bir öğrenci olarak okulda varlığını sürdürmeye çalışmaktadır.Bazı
öğrenciler tarafından zorbalığa bile maruz kalıyor.
Bu yalnızlığın
ortasında Canor’un hayal dünyasında bir
canavar ortaya çıkıyor. Canavarımız bir porsuk
ağacı. Bir gece rüyasında gördüğü kabus sonrası uyanan Canor, karşısında şekil değiştirmiş devasa bir porsuk ağacını buluyor. Bu canavar ona, üç tane hikaye anlatacağını, sonrasında
dördüncü hikaye olarak Canor’un kendi hikayesini ve gerçeklerini anlatması gerektiğini söylüyor. Her gece saat
tam 12.07 de canavar Canor’u ziyaret
etmeye başlıyor. Anlattığı üç hikaye de bilinen masal klişeleri gibi başlayıp ders
niteliğinde son ile biten hikayelerdir.
Canor ‘un korkuları
ile gerçekler arasında ördüğü duvarı
aşması için tek yol cesarettir. Fısıldayarak
konuşmanın bir faydası yok. Gerçekleri
kabullenip haykırmak zorundasın.
Kalbinizde bir sızı olarak kalan ve gözleri dolduran bir hikaye.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










